20 Şubat 2026 tarihinde irad edilen hutbede, Ramazan ayının manevi ikliminin müminler için büyük bir fırsat olduğu ifade edildi. Ramazan’ın; rahmet, mağfiret ve bereket ayı olduğu belirtilerek bu müstesna zaman diliminin insanın iç dünyasını onaran, kulluk bilincini güçlendiren bir mektep niteliği taşıdığı kaydedildi.
Hutbede, Ramazan ayının camilerle kurulan bağı güçlendirmek için önemli imkânlar sunduğu vurgulandı. Ezanlar, mukabeleler, teravih namazları ve iftar sofralarıyla cami merkezli bir hayatın yeniden inşa edilmesinin gerekliliğine dikkat çekildi. Camilerin medeniyetin beşiği ve şehirlerin kalbi olduğu ifade edilerek, buraların iman, ahlak, bilinç ve sorumluluk şuurunun pekiştiği mukaddes mekânlar olduğu belirtildi. Bu kapsamda Hz. Peygamber’in “Camiler, beldelerin Allah’a en sevimli olan mekânlarıdır.” hadisi hatırlatıldı.
Hutbede ayrıca Kur’an-ı Kerim’de yer alan, mescitleri imar edenlerin vasıflarını bildiren ayete yer verilerek camileri imar etmenin yalnızca fiziki inşa değil; birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu yaşatmak anlamına geldiği ifade edildi.
Günümüzde aile bağlarının zayıfladığına, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin yıprandığına işaret edilen hutbede, insanın kalabalıklar içinde yalnızlaştığına dikkat çekildi. Bu sorunların çözümünün ise cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmekten ve İslam’ın evrensel değerlerini yeniden gündeme taşımaktan geçtiği belirtildi.
Hutbe, camiye gitme niyetiyle atılan her adımın sevap kazandıracağına dair Peygamber Efendimiz’in müjdesiyle sona erdi.








