Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 24 Temmuz 2026 tarihli cuma hutbesinde "İslam Medeniyeti" konusu ele alındı. Hutbede, Müslümanların yeryüzünü sadece şehirler ve yapılarla değil; adalet, ahlak, ilim ve merhamet gibi manevi değerlerle de imar etmekle yükümlü olduğu vurgulandı.
Hutbede, Hûd Suresi'nde yer alan Hz. Salih'in kavmine yaptığı çağrı hatırlatılarak, insanın Allah tarafından yeryüzünün emanetçisi olarak yaratıldığı ve hayatı imar etme sorumluluğuyla görevlendirildiği ifade edildi. Medeniyetin yalnızca maddi eserlerden ibaret olmadığı belirtilirken, ahlak ve faziletin yaşatıldığı bir hayatın gerçek medeniyet anlayışının temelini oluşturduğu kaydedildi.
Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in sünneti rehberliğinde şekillenen İslam medeniyetinin yaklaşık 15 asırlık birikimle ilmi ibadetle, çalışmayı dürüstlükle, gücü adaletle ve zenginliği paylaşma anlayışıyla buluşturduğu aktarıldı. Tarih boyunca inşa edilen camiler, vakıflar ve kütüphanelerin ise bu medeniyet anlayışının en önemli sembolleri arasında yer aldığı ifade edildi.
Hutbede, İslam medeniyetinin temel amacının kalpleri kazanmak, toplumun ortak inanç ve değerler etrafında birleşmesini sağlamak olduğu belirtildi. Kur'an-ı Kerim'de emredilen adalet, iyilik ve yardımlaşmanın medeniyetin temel ilkeleri olduğuna işaret edilerek, ahlaki değerlerin ihmal edildiği toplumların kalıcı bir gelecek inşa edemeyeceği vurgulandı.
Vatandaşlara da önemli sorumluluklar hatırlatılan hutbede, camilerin kardeşliği güçlendiren, okulların bilgiyle birlikte erdemi öğreten, iş yerlerinin ise dürüstlük, emeğe saygı ve helal kazancın yaşatıldığı mekânlar olması gerektiği ifade edildi. Müslümanların ecdattan devraldığı medeniyet mirasını koruyarak gelecek nesillere aktarmasının önemine dikkat çekildi.
Peygamber Efendimiz'in güzel ahlakı ve iyiliği esas alan hadis-i şerifine yer verilen hutbede, iman, ilim, hikmet ve güzel ahlakın geleceğin inşasında temel değerler olduğu belirtildi.
Hutbenin son bölümünde ise Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi'nin yeniden cemaatiyle buluştuğu gün anımsatıldı. Ayasofya'dan yükselen ezanın, İstanbul'un fethinde olduğu gibi adalet ve merhametin simgesi olduğu ifade edilirken, camilerin milletin geçmişiyle geleceği arasında manevi köprü kuran, toplumun her kesimini aynı çatı altında buluşturan kutsal mekânlar olduğu vurgulandı.
Hutbe, Tevbe Suresi'nde yer alan "Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazını dosdoğru kılan, zekâtını veren ve yalnızca Allah'tan korkan kimselerin imar edeceği" anlamındaki ayet mealiyle sona erdi.







