Norm Fazlası Re'sen Atamalar ve Alan Dışı Görevlendirmeler Tepki Çekiyor
Milli Eğitim Bakanlığı'nda son dönemde uygulamaya konulan 'norm fazlası' gerekçesiyle yapılan re'sen atamalar ve alan dışı görevlendirmeler, eğitim camiasında büyük tepkiye yol açtı. Eğitim-İş Sendikası, bu uygulamaların hukuka ve öğretmenlik mesleğinin temel ilkelerine aykırı olduğunu belirterek sürecin derhal durdurulması çağrısında bulundu.
Norm Fazlası Re’sen Atamalar ve Alan Dışı Görevlendirmeler Tepki Çekiyor
Milli Eğitim Bakanlığı’nda son dönemde uygulamaya konulan “norm fazlası” gerekçesiyle yapılan re’sen atamalar ve alan dışı görevlendirmeler, eğitim camiasında büyük tepkiye yol açtı. Eğitim-İş Sendikası, bu uygulamaların hukuka ve öğretmenlik mesleğinin temel ilkelerine aykırı olduğunu belirterek sürecin derhal durdurulması çağrısında bulundu.
Sendikanın açıklamasına göre, bakanlık özellikle son bir yıldır öğretmenleri norm fazlası ilan ederek il içi tercih hakkı tanımaksızın re’sen atamalar gerçekleştirmekte ve bu atamalarla öğretmenlerin mesleki ve kişisel haklarını hiçe saymaktadır. Talim ve Terbiye Kurulu’nun daralttığı alanlar ve okul yönetimlerinin seçmeli dersleri belirlemedeki keyfi tutumu nedeniyle birçok branşta ders saatlerinin düşürüldüğü, bu nedenle yüzlerce öğretmenin norm fazlası durumuna düştüğü ifade edildi.
Seydikemer’den Bodrum’a, Isparta’dan uzak köylere kadar yapılan re’sen atamalarda, öğretmenlerin insani koşullardan uzak şekilde görev yerlerinin değiştirildiği belirtildi. Hamile öğretmenlerin ya da aile birliği olan öğretmen çiftlerin gözyaşları içinde görevlerinden ayrılmak zorunda kaldıkları örneklerle vurgulandı. Ayrıca, 2025 yılı Ağustos ayında yapılan atamalarda mevzuatta yeri olmayan “ilçe grubu” uygulaması ile öğretmenlerin yüzlerce kilometrelik mesafelere gönderildiği, bu durumun aile bütünlüklerini tehdit ettiği belirtildi.
Eğitim-İş, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun 6. maddesine göre il içi tercih hakkı tanınmadan re’sen atama yapılamayacağını hatırlatarak, Bakanlığın bu uygulamayla açıkça hukuku ihlal ettiğini kaydetti. Aynı zamanda, halen yayımlanmamış olan yönetmelik yerine sözleşmeli öğretmen yönetmeliği esas alınarak yapılan atamaların da hukuksuz olduğu belirtildi.
Sendika, Kasım 2024’te benzer uygulamalara karşı açılan davalarda Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı verdiğini, Nisan 2025 ve sonrasındaki süreç için de davaların açıldığını duyurdu. Kılavuzlara ve “ilçe grubu” uygulamasına karşı davaların sürdüğü, ayrıca bireysel mağduriyetler için de dava süreçlerinin başlatıldığı bildirildi.
Norm güncellemesi yapılmadan gerçekleştirilen atamaların, sıra tayin sisteminin işlevini bozduğu, aynı branşta hem norm fazlası hem de öğretmen ihtiyacı yarattığına dikkat çekildi. Eğitim sisteminin bu plansızlıkla çıkmaza sürüklendiği savunuldu.
En dikkat çekici eleştirilerden biri de alan dışı görevlendirmelere yönelik oldu. Lise branş öğretmenlerinin ilkokul özel eğitim sınıflarına ya da destek eğitim birimlerine gönderildiği, bu durumun hem öğretmenlik mesleğinin uzmanlık yapısını hiçe saydığı hem de eğitimin niteliğini ciddi biçimde zedelediği ifade edildi.
Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu uygulamalarıyla öğretmenleri cezalandıran bir tutum sergilediğini ve tüm bu hukuksuzluklara karşı hukuki mücadelesini sürdüreceğini açıkladı. “Aile Yılı” ilan edilen 2025’te öğretmenlerin ailelerinden koparıldığına dikkat çeken sendika, iktidarın aileyi kutsal ilan ederken fiiliyatta aile bütünlüğünü yok ettiğini vurguladı.
Eğitim-İş, öğretmenlerin yanında olmaya devam edeceğini, hukuksuzlukları ifşa edip durdurana kadar tüm yasal yollara başvuracağını bir kez daha yineledi.